İçeriğe geç

Karşılıklılık esası nedir ?

Karşılıklılık Esası Nedir? İzmirli Bir Gençten Mizahi Bir Bakış Açısı

Bir İzmirli olarak, her anını bir komedi şovuna dönüştüren insanlardan biri olduğumu rahatlıkla söyleyebilirim. Tabii ki, bu sürekli espri yapma hali, bazen insanı garip bir yalnızlığa sürükleyebiliyor. Ama olsun, bu kadar gülmek ve insanları güldürmek, hayatın her anını eğlenceli hale getirmek için değer. Neyse, bu yazıda size bir felsefi konuyu mizahi bir şekilde anlatacağım: Karşılıklılık Esası Nedir?

Ama önce bir şey söylemek gerek; bu konuda çok derin felsefi açıklamalar yapmayı hedeflemiyorum. Hedefim basit ve anlaşılır bir şekilde, gündelik hayatımızla ilişkilendirerek açıklamak. Hem de bolca espriyle! Öyleyse başlıyoruz, hazır olun!

Karşılıklılık Esası Nedir? Kısa Bir Tanım

Şimdi, önce konuyu bir açalım. Karşılıklılık esası diye bir şey var, aslında tam olarak günlük yaşamın kurallarından biri. Basitçe anlatmak gerekirse, “bana, ben de sana” prensibini ifade eder. Hani birinin sana iyilik yapması, senin de o kişiye bir iyilikle karşılık vermen gerektiğini anlatan bir kural. Hatta bazen “bunu senden beklemiyorum, ama senin de bana iyilik yapman gerek” gibi bir şey de diyebiliriz, ama işin komik tarafı, hepimizin tam da bu noktada sıkışıp kaldığıdır.

Bir örnek vereyim: Düşün, sabah kalktın, kahve içmeye gittin. Önünde birisi var, seni tanımıyor, sana gülümsüyor. Sen de aynı şekilde gülümsüyorsun. Ama işin komik tarafı şu: O an için gerçekten bir karşılık beklemiyorsun, sadece o kadar kibar bir şekilde davranıyorsun. Fakat, ya o kişi sana en son surat asarsa? O zaman işte seni bir “karşılık verme” zorunluluğu içine sokuyor. Çünkü bir şekilde o gülümseme, içinden “sana da gülümsemek için bir sebep vermek zorundayım” düşüncesini çıkarıyor.

Gündelik Hayatta Karşılıklılık

Evet, geldik o meşhur “gündelik hayat” kısmına. Hepimizin yaşadığı o komik anlara… Mesela, bir kafede arkadaşınla oturuyorsun. Sen yemek sipariş ediyorsun, o ise bir süre düşündükten sonra “Ya bende para yok, sana ne kadar borçluyum?” diyor. Ne yapıyorsun? Tabii ki hemen “boşver” diyorsun, çünkü orada beklenmedik bir iyilik yapman gerekiyor, değil mi? Bu “boşver” cevabı, sadece bir jest değil, aynı zamanda karşılıklılık duygusunun bir yansıması. Hani, sen bir iyilik yaptığında, bir başka zaman başka birinin sana yapacağı iyiliği bekliyorsun, değil mi?

Ama, burada şunu da düşünmelisin: Her zaman karşılık alacak mıyız? Tabii ki hayır. Birinin sana iyilik yapmaması, onu kötü biri yapmaz. Ama bazen birinin sana kötülük yapması, o kadar da abartılacak bir durum değildir. Çünkü herkesin bir “kendi iç yolculuğu” var ve biz de bu yolculukta karşılık beklemek gibi küçük hayallere kapılabiliyoruz.

“Ver, Ver, Ver! Sonra Bekle!”

Evet, bazen bir insana her şeyini verirken, “bu kadar iyilik yeter” diyebilirsin. Ama sonra gelir bir düşünce: “Acaba biraz daha mı versem? Ya da vermesem mi?” Çünkü karşılıklı olmalı, değil mi? İşte buradaki hata, karşılıklılığı bazen yanlış anlamamızda yatıyor. Yani, karşındaki kişi senden bir şey alırken, hep “bana bir iyilik yapması lazım” düşüncesine saplanmak, işleri zorlaştırır.

Bir arkadaşım var, adı Can. Tam bir karşılıklılık uzmanı diyebilirim. Herhangi bir iyiliği, bir şekilde geri almayı ister. Geçen gün bana şöyle dedi:

“Yok be, ben sana ne kadar iyilik yaptıysam, senin de bir o kadar yapman lazım.”

Hangi birini duyup gülümsedim? Tabii ki, “Can, biraz rahatla, insan bazen her şeyi karşılıksız yapmalı.” dedim. Ama sonra aklıma bir şey geldi: “Peki, gerçekten karşılık vermek ne zaman doğru?” İşte o an, düşünmeye başladım. Karşılıklılık, çok basit bir şey değil. Bazen karşındakini anlamak ve zamanın geldiğinde ona da bir iyilik yapmak gerekiyor.

“Beni Anlamadın mı?” – İç Ses

Bir diğer komik ama önemli mesele ise karşılık bekleme meselesi… Yani bazen biz insanları o kadar çok seviyoruz ki, o kişiye “tamam, ben sana şu kadar iyi davranırım” dediğimizde, hemen karşılık almayı bekliyoruz. Ama karşılık almak bir yük olmamalı. Bu konuda iç sesimi dinlemek gerekiyor, çünkü bir şeyi doğru bir şekilde vermek, o anki ruh haline ve karşındaki kişinin ihtiyaçlarına göre değişiyor.

Yani şöyle diyelim, her zaman karşılık beklememek gerektiğini anlamamız önemli. Ama bazen de, “ya bir dakika, burada da bir karşılık olmalı” diyebilirsin. O an içinde bulunduğun duyguya göre şekilleniyor her şey.

Karşılıklı Esas mı, Kurnazlık mı?

Bir noktada “karşılıklılık esası”nın altına büyük bir soru işareti koyabilirim. Çünkü bazen insanın iyiliği, başkasına zarar vermek için kullanılabiliyor. Birisi sana “süper iyi niyetli bir iyilik” yapıyormuş gibi davranıp, aslında senin ondan sürekli bir şey beklemeni istiyorsa, bu kötü niyetli bir karşılık bekleme değil midir? Bazen bu durum, tam olarak kurnazlıkla eşdeğerdir.

Herkesin yaptığı iyiliğin arkasında gizli bir niyet aramak, bazen insanın kendisini bozar. Sonuçta, her şeyin sonunda önemli olan şey, karşılıklı düşüncelerin ve duyguların dürüstlükle birleştirilmesidir.

Sonuç: Karşılıklılık Esası Hakkında Son Bir Şarkı

Ve burada bitiyor yazım! Şaka yapıyordum tabii, ama gerçekten de karşılıklılık, hayatın bir parçası. Her zaman mükemmel olmasa da, kendine güvenerek yaşadığın sürece, karşılıklı ilişkilerde bile herkes birbirine faydalı olabilir.

Sonuç olarak, kimse tek taraflı iyilik yapmamalı, ama bazen de beklememek, sadece vermek, çok daha değerli olabilir. Çünkü en iyi ilişkilerde, karşılıklı olmaktan çok daha fazlası vardır: güven, dürüstlük, ve belki biraz da komedi!

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

mecidiyeköy escort
Sitemap
ilbet giriş yap